29 Şubat 2012 Çarşamba

Sushi yapacak blogcular aranıyor!


Meraklı blog yazarları bir araya geliyor, etkinlikten etkinliğe koşuyor!
Peki Bumerang Deneyim Günleri’nde neler olacak?
Bumerang üyelerine özel gerçekleştirilecek Bumerang Deneyim Günleri’nde  blogların kendi ilgi alanlarına yönelik etkinlikler düzenlenecek. Blogcular  yeni çıkmış bir otomobilin test sürüşüne katılabilecek,  yeni bir ürünün ilk deneyimini tadabilecek, defile heyecanını hazırlık aşamasıyla birlikte yaşayabilecek, yazarlarla birebir sohbet etme imkanı bulabilecek.
Blogcular Bumerang Deneyim Günleri’yle her etkinlikte farklı bir deneyimi, konunun ustalarıyla farklı mekan ve blog ekibiyle birlikte yapabilecek, keyifli saatler geçirebilecek.

Bumerang Deneyim Günü’nün ilk konsepti ise  daha çok yeme-içme üzerine blog yazan blogcularımıza özel olarak oluşturulan, Uzakdoğu mutfağının en gözde adresi Sushico’da gerçekleşecek “Mutfak Günleri”  olacak.
Sushico’nun Nişantaşı şubesinde 4 Mart Pazar günü gerçekleşecek etkinliğe Bumerang’a üye olan 12 blogcu katılım gösterebilecek.
Mutfak günlerinde blogcular Uzak Doğu mutfağının ünlü yemeği sushi yapmayı öğrenecek, kendi yaptıkları sushileri tadacak.
Farklı marka ve etkinliklerle devam edecek deneyim günleri tüm Bumerang üyelerine açık olup,  etkinliklere katılım sosyal medya hesaplarımızdan gerçekleşecek yarışmalarla katılımı mümkün olacak.
Heyecanını yaşadığımız bu yeni projemiz tüm hızıyla yeni marka ve etkinliklerle sürecek…
Siz de yeni deneyimlere açıksanız sosyal medya hesaplarımızda gerçekleşecek yarışmalarımıza katılmayı unutmayın!

16 Şubat 2012 Perşembe

2012 Pinterest'in yılı olacak ! [İnfografik]



İnternette beğendiğiniz bir içeriği kolaylıkla kendi hesabınızdaki panonuza yapıştırıp rahatlıkla paylaşım yapabildiğiniz bu sosyal ağın, 2012 yılına damga vuracağını söyleyebiliriz.
Lemon.ly yayınladığı “Have an interest in Pinterest” adlı infografikte, Pinterest’in 2012 yılına yaptığı hızlı girişi işliyor. Veriler bize Pinterest’in yükselişinde Facebook’un önemli bir rol oynadığını söylüyor. İnfografikte, daha önce tartışmalara yol açan, Pinterest’in tarihteki 10 milyon aylık kullanıcı sayısını aşan ilk bağımsız site olduğu gerçeğini de bir kez daha görüyoruz. Bu baş döndürücü hıza markalar da kayıtsız kalmamış. 100’ün üstünde marka Pinterest’te yerini almış durumda.
İnfografikte önemli bir diğer veri ise, Pinterest’teki Facebook fanlarının %97’sinin kadın olması ve 2012 yılında günlük kullanıcı sayısındaki %145’lik artış. Zaten Pinterest’i incelediğinizde, görsellerin kalitesi ve paylaşımların ağırlıklı olarak yemek, moda ve dekorasyon üzerine olması, size kadınların daha aktif olduğu izlenimini veriyor. Bunlara ek olarak Pinterest’in, Google+,Youtube ve LinkedIn’in toplamından daha fazla referral trafik alıyor olması da göze çarpıyor.
Pinterest’in 2011 yılında aldığı yatırım ve günlük kullanıcı sayısı ile ilgili rakamların da bulunduğu infografiği aşağıdan inceleyebilirsiniz.
Kaynak : www.sosyalmedya.co

“Click Turkey” Dijital Pazarlama Zirvesi


Geçtiğimiz yıl “Dijital Pazarlama”  camiasını sık sık bir araya getiren zirveler, konferanslar, bu yıl yok mu diye merak edenlere müjdeIQPC’nin düzenlediğiClick Türkiye: 5-8 Mart tarihleri arasında, Radisson Blu Airport Hotel’de, Online ve Dijital Pazarlama Zirvesi lider pazarlama, markalaşma ve iletişim uzmanlarını bir araya getirmeyi hedefliyor. 
Peki bu zirvede neler konuşulacak?
Türkiye'de dijital pazarlama açısından en önemli büyüme fırsatlarını anlama.Dijital ve online faaliyetlerinizin yatırım getirisini ölçme. Başarınıza giden yoldasosyal medyadan ve mobil pazarlamadan yararlanma. Çevrimiçi marka yönetimi stratejileri geliştirme ve dijital kanalları kullanarak marka farkındalığı ve marka kontrolü sağlama. Türkiye'nin e-ticaret potansiyelini keşfetme ve yerel marka başarı hikâyelerini analiz etme. Başarınıza giden yolda sosyal medyadan ve mobil pazarlamadan yararlanma. Etkin Arama Motoru Optimizasyonu ve Arama Motoru Reklamcılığı stratejileriyle çevrimiçi rekabette egemen olma.
İşte bu konuların konuşulacağı zirveye katılmanız halinde, pazarlama dünyasının içinde olan birçok profesyonelle tanışabileceğinizi ve kendinize, bu anlamda yeni fikirler ve yeni bir çevre katabileceğinizi vaat ediyor.
Bu zirve ne zaman, nerede ve konuşmacılar kim derseniz, internet sitesinden tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. Katılmak isteyenlerin merak edeceği bir diğer konu da, katılım ücretidir diye tahmin ediyorum. Katılım ücretlerinede buradanbakabilirsiniz.

26 Ocak 2012 Perşembe

Bütünleşik Pazarlama İletişimi Örneği


Son bir kaç aydır  Doritos reklamları bilinçaltımızda yer etmeye başladı. Özellikle Doritos Akademi adını verdikleri proje ile kurdukları hayali karakterler, düzenledikleri sosyal medya etkinlikleri, dağıttıkları hediyeler ve bunun gibi birçok faaliyetle bütünleşik pazarlama iletişiminin nasıl yapılması gerektiğini bize gösterdiler.
1964 yılında ABD’de kurulan bu marka, son dönemde Türkiye’de en iyi çıkışı yapan markaların başında. Peki bunu nasıl yaptılar?
Öncelikle hedefledikleri kitle olan 18-24 yaş arası gençlerin ne yaptıklarını, nasıl yaşadıklarını, nelere güldüklerini çok iyi etüd ettiler. Belki de başarılarının en önemli sırrı bu.
Daha sonra bu verileri, uygulayacakları pazarlama stratejisinin üzerine serpiştirdiler. Tek bir koldan değil her ortamda biz de varız diyebildiler. Bu ortamların başında tabi ki sosyal medya vardı. Harekete geçtikleri ekim ayından bu yana Doritos’a internette gösterilen ilgi ;
Biraz da Doritos neler yaptı ona bakalım;
  • Doritos yeni reklam filmi için Megan Fox ile anlaştı.
  • Twitter’da Doritos Akademi hocaları adına profiller açıldı. An itibarı ile toplam 54.000 kişi tarafından takip ediliyorlar. 24 saat boyunca da aktif olarak tweet giriyorlar.
  • Geleneksel medya ile sosyal medya tamamen birbirine bağlandı. Bu Türkiye’de şimdiye dek çok az kullanılmış bir stratejiydi.
  • Sürekli Facebook ve Twitter kampanyaları düzenlediler, onbinlerce hediye dağıttılar. Hem yeni çıkan Fritos’un pazarda tutulup tutulmadığını öğrendiler hem de Facebook ve Twitter’da yüzbinlerce kişiye ulaştılar. Son rakamlara göre Doritos Akademi’nin Facebook’taki hayran sayısı 290.000 civarında.
  • Dinamik bir websitesi kurdular. Girildiğinde gerçekten de etkilenecek, yine sosyal medya ile tam penetre edilmiş bir web sitesi kuruldu. Kısaca sosyal medya en ince ayrıntılarına kadar kullanıldı.
Kısacası son zamanlarda bu kadar başarılı bir proje görmemiştik . Önümüzdeki günlerde neler yapılacak, nasıl gelişmeler olacak kestirmek biraz güç ama Doritos şimdiye kadar güzel bir iş çıkarttı.
Kaynak: www.pazarlamasyon.com

5 Ocak 2012 Perşembe

Bumads Reklam Platformu ile Binlerce Bloga Ulaşın!

    Artık hiçbir şey eskisi gibi değil; masallar bile… Ezeli rekabet iş dünyasında devam ediyor! Tavşan ve kaplumbağa bu kez “Bumads” rövanşında karşılaşıp, yeni ürünlerini daha iyi tanıtmak için kıyasıya bir yarışa koyulurlar. İkisi de başarıyı geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medya reklamlarında arar. Kahramanlarımızdan biri ise Bumads’in sosyal medyadaki gücünü keşfetmiş, markasını bol bol konuşturmanın formülünü çoktan bulmuştur.



Hürriyet İnternet Grubu’nun sosyal medya reklam platformu Bumads için hazırlanan viral video, aslında bu yeni reklam modelini çok da güzel anlatıyor. Bumads, markaların binlerce Bumerang üyesi blog ve niş web sitesinde advertorial formatında, içerik tabanlı reklam yayınlayarak hedef kitlelerine kolayca ulaşmasını sağlıyor. Bu reklamlar blogların diğer içerikleri ile aynı alanlarda yer alıyor ve daha sonra blog sahiplerinin sosyal medya hesaplarından da paylaşılarak yüksek erişim yaratıyor. Sosyal medyada paylaşılabilmesinin yanında içerik tabanlı olması sayesinde arama motorları tarafından da indekslenen reklamlar, olumlu bir SEO etkisi sağlıyor ve aylar boyunca erişilmeye devam ediyor.
Bumads ürün tanıtımlarının yanı sıra, kampanya duyuruları, sosyal sorumluluk projeleri, kurumsal mesajlar, marka ve kriz iletişimi gibi konularda da markaların hedefledikleri kitleye uygun blog ve web siteleri aracılığı ile ulaşmalarına rehberlik ediyor.
Bugüne kadar Ruffles, Sony, Adidas gibi bir çok önde gelen marka tarafından tercih edilen Bumads hakkında detaylı bilgi almak için http://www.bumads.com.tr web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Eğer bir blog ya da web sitesi sahibiyseniz, sitenizde Bumads içeriklerini yayınlayarak para kazanmak içinse http://bumerang.hurriyet.com.tr adresinden kolayca Bumerang’a üye olabilirsiniz!

3 Ocak 2012 Salı

90′lar Kitabı (Tavsiye)



90′lar Kitabı Çocuk mu Genç mi? 

Geniş yankı uyandıran ’80’lerde Çocuk Olmak’ kitabının devamı olarak hazırlanan, Kadir Aydemir’in editörlüğünü yaptığı ’90’lar Kitabı’ Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Kitap, 6 Ocak’ta kitapçılarda…
‘Çocuk mu, Genç mi?’ alt başlığıyla çıkan kitapta 111 yazar yer alıyor. 90’lı yılların çocuklarına ve gençlerine seslenen kitap, türünün eşsiz bir örneği. Pek çok ünlü isimle birlikte günümüz internet fenomenlerinin, blog ve Twitter yazarlarının ve genç edebiyatçıların da ilginç yazılarıyla yer aldığı “90’lar Kitabı” Türkiye’nin ve dünyanın yakın tarihine doğru bir yolculuğa davet ediyor okurları. 90’lar sinemasını, yaşam kültürünü, siyasi olaylarını, giyim tarzını, ünlü müzisyenlerini, popüler mekânlarını, okul hayatını ve “90’lar” denince akla gelen yüzlerce detayı merak eden herkes ’90’lar Kitabı’nda kendinden bir şeyler bulacak.
Kitabın kapak arkası metni bir hayli ilginç:
“Çocuk musun?”
“Artık kazık kadar oldun!”
“Bu yaşa geldin, hâlâ çocuk gibisin!”
Kadir Aydemir’in hazırladığı ’80’lerde Çocuk Olmak’ kitabının bir devamı olarak hazırlanan bu kitap yakın Türkiye tarihine ışık tutan bir kaynak kitap değil. Bir ansiklopedi değil. Bu, bizim kitabımız, bizim düşlerimiz ve yaşadıklarımız, yani çevrenizde gördüğünüz tüm üniversiteli/mezun ya da işsiz gençlerin, hayalleri yarım yamalak, 20’li 30’lu yaşlarda, orta yaşa yaklaşan insanların, kayıp kuşakların, hep çocuk kalanların kitabı… Bugünün insanının kitabı.
111 yazar bir araya geldik ve dev bir “Yitik Ülke” projesi olan “90’lar Kitabı”nda buluştuk. 90’lar sinemasından TV kültürüne, sokaktaki hayattan toplumsal mücadeleye, dershane yıllarından üniversiteye giriş macerasına, solcu ağabeylerle tanışmaktan 1 Mayıs’lara, imam hatipte okumaktan ilk aşklara, 90’larda yaşamımızı etkileyen ünlü insanlara, müzik kültüründen giyim kuşama ve 90’ların ev yaşamına dek, neredeyse her konuda samimi bir dille “kendimizi” yazdık. Sahi, neydi bu 90’lar, 80’lerin ardından Türkiye ve bizler nasıl-neden böyle hızla değiştik? Bu renkli yılların akıllarda bıraktığı tüm sorular ve “dürüst” cevapları bu kitapta saklı kalacak… Çünkü her sayfada bizimle birlikte “sen de varsın”…
’90’lar Kitabı’ndaki herkes yüzlerce konuya farklı bir gözle bakıyor. Herkes kendi 90’larını, mutluluğunu, hatıralarını ve acılarını yazdı. Kitap adeta “anı defterimiz” gibi bir şey oldu.
Elinizdeki kitap 90’lar için bir dönüş bileti. ’90’lar Kitabı – Çocuk mu Genç mi?’ adını verdiğimiz neşeli ve düşündürücü zaman yolculuğumuza davetlisiniz.
111 yazarlı ’90’lar Kitabı – Çocuk mu Genç mi?’nin yazar kadrosu şöyle:
Kadir Aydemir, Ahmet Meriç Şenyüz, Ali Aydemir, Alper Turgut, Arzu Uzunali, Aslı Vuslateri, Aydın İleri, Aykut Küçükkaya, Ayşen Aksakal, Barış Güven, Başak Daşman, Başak Yener, Begüm Akıncı, Betül Kanbolat, Bihter Dinçel, Birsen Tarhan, Burcu Özefe, Burak Yağız Seçen, Buse Seda Yıldız, Bülent Çolak, Bülent Karslıoğlu, Caner Öztürk, Cem Kartal, Ceren Kurt, Ceyhan Usanmaz, Cihan Hatipoğlu, Cüneyt Asi Duru, Çiğdem Aldatmaz, Çiğdem Eren Kiziroğlu, Çisel Onat, Ece Erdoğuş, Ela Barlas, N. Elif Tanverdi, Emre Baransel, Emre Fidangül, Erdem Aksakal, Esma Yakut, Esra E. Karaosmanoğlu, Esra Tanrıbilir, Eylem Selin Mumcu, Ferhat Uludere, Gonca Vuslateri, Gökce İspi Turan, Gökhan Çınar, Göksel Bekmezci, Gülşah Elikbank, Güray Gürsel, Gürgen Öz, Hakan Bayhan, Hakan İşcen, Hale Ceylan Barlas, Hande Ortaç Aksoy, Handan Aybars, Hilal Ergenekon, Işıl Karpuzoğlu, İlknur Bektaş, Kadri Karahan, Kayra Keri Küpçü, Kerem Işık, Köksal Aras, Mehmet Erikli, Mehmet Ünver, Mehmet Yılmazer, Melissa Mey, Merve Pınar Şiranlı, Miraç Zeynep Özkartal, Murad Çobanoğlu, Murat Girgin, Mustafa Akar, Nazlı İlter, Nefin Huvaj, Neşe Açıker, Neşe Karataş, Nihal Konar Naş, Nihan Bora, Nilay Örnek, Nilgün Yokes Şimşek, Onat Bahadır, Onur Akbudak, Ömür Kurt, Özlem Özyurt, Özden Aydoğdu, Özge Mumcu, Özge Ç. Denizci, Özgür Özgülgün, Papyon Tayfun Türkkan, Rana Çepelioğlu, Sabri Kuşkonmaz, Sefa Çolak, Selcen Doğan, Selma Şiranlı, Serdar Çekinmez, Serdar Orçin, Serhat Filiz, Serhat Uçak, Serkan Türk, Sevil Aksu, Sevinç Erbulak, Sibel Tekyıldız, Suat Başkır, Şahin Özbay, Tanem Sivar, Tijen Bolulu Güler, Tolga Yenigün, Turgay Yılmaz, Yaprak Öz, Yeliz Aras, Yeşim Gökmen, Zerrin Soysal, Zeynep Altıok Akatlı, Zeynep Tüzün.
Punto Dağıtım şirketince dağıtılan kitapla ilgili detaylı bilgiwww.yitikulkeyayinlari.com ve www.yitikulke.com adreslerinden edinilebilir.

27 Aralık 2011 Salı

Sosyal Medya ve Önümüzdeki Yıllara Dair Öngörüler


Aşağıdaki yazıyı yazmadan önce trendlere dair sıkı bir araştırma yaptım. Farklı kaynaklarda defalarca tekrar edilmiş olan çok  spesifik konulara (örneğin, akıllı tv trendi ya da basılmış materyal yerine tabletten okuma trendi vb), değinmemeyi tercih ettim. Nasılsa bunları başka kaynaklardan da duyduk ya da duyacağız.  Zaten "trendler, haklarında konuşulmaya başlandığı andan itibaren tahtı sarsılmaya başlayan şeylerdir". Bu nedenle ben, önümüzdeki yıllarda ruh halimiz nasıl olacağına ve bu ruh haline bağlı olarak neler değişeceğine dair öngörülerimi paylaşmak istedim. Burada yer verdiklerim, tamamen araştırmalarımı sindirerek ürettiğim kişisel öngörüler ve elbette tartışmaya açıklar.

Sosyal medya kullanıcısı olmak “varsayılan” (default) bir nitelik olacak.
“Sosyal medya gerekli mi, gereksiz mi; saçma mı, anlamlı mı?” gibi tartışmalar geride kaldı. Herkesin bir cep telefonu numarası veya e-posta adresi oluşunu kanıksadığımız gibi; “sosyal medya kullanıcısı olmamanın ne demek olduğunu” da unutacağız. 70 yaşındaki tanıdıklarım dahi sosyal mecralarda hesap açmış durumdalar, dolayısıyla artık nasıl bir çağda yaşadığımız aşikar.
Sosyal mecralar kullanıcıların beklentilerine uyum sağlamak zorunda kalacak.
Facebook, twitter ve bunların türevi ağların, narsist tatmin ve eğlence amaçlı kullanımı açısından doyuma ulaşıldı. Artık sıkıldık ve temiz bilginin peşindeyiz. Algıları yükselen ve yükselmeye devam eden dünya toplumu; komik videolar, havalı fotoğraflar ya da sabun köpüğü gündem tartışmaları yerine daha fazlasını bekliyor olacak sosyal mecralardan. Var olan sosyal ağlar bu beklentiyi karşılamak üzere dönüşecek ya da bu beklentiyi karşılayabilecek yeni türde mecralar kurulacak.
Disiplinler birleşecek.
Bugün dilimize dolanan; mobil, sosyal medya, dijital pazarlama, halkla ilişkiler, reklam, e-mail marketing, müşteri ilişkileri, satış gibi alanlar sanki birbiri ile alakasız dünyalarmış gibi konumlandırılıyor. Oysa hızla birleşecekler. Müşteri ilişkileri, satıştan bağımsız; satış, halkla ilişkilerden bağımsız; mobil de pazarlama ile yakın ilişkide olmadan işlevini hakkıyla yerine getiremez. Bir marka ya da firma için; bu alanların birinde uzmanlaşmış ajanslarla ayrı ayrı ilişki kurmak ve devam ettirmek bile neredeyse imkansız hale geldi. Bu nedenle özellikle ajans kurma planı yapanlar bu entegrasyon ihtiyacını dikkate almalı; müşterilerine tüm bu disiplinleri kendi bünyelerinde birleştirerek sunmaya çalışmalılar.
İyi bir misyonu olmayan “parlak fikirlere” duyulan ilgi azalacak.
Her ne kadar “indirimli” ya da “hesaplı” gibi sihirli sözcükler içerse de, tüketici bazı tüketim biçimlerine karşı duyarsızlaştı. İnsanlar fırsat kampanyası ya da grup alışverişlerine daha ne kadar süre ilgi duyabilir? “Çok kazandırır” motivasyonuyla hayata geçirilen bazı iş modellerinde, insanın bir robot olmadığı unutulmuş gibi görünüyor. Sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik (sosyal, çevresel ve ekonomik) vb konular bundan sonra gündemimizin merkezinde olacak.
Sosyal ticaret ivme kazanacak.
Sosyal e-ticaretten bahsetmediğimin altını çizeyim. Bir mağazaya girdiniz ve check-in oldunuz. Foursquare Apple app ile ödeme yapmak ister misiniz diye sordu. Mağaza ve kasa öylesine kalabalık ki hiç düşünmeden kabul edip uygulamayı yüklediniz. Satın almak istediğiniz ürünün barkodunu scan ettiniz, fiyata ok dediniz ve işte iTunes hesabınızdan ödemeyi yapmış oldunuz, faturanız da hemen gelen kutunuzda belirdi. Mağazadan ıslık çalarak uzaklaşabilirsiniz artık. İşte bu tür çözümlerle çok daha sık karşılaşacağız.
Merkezin çevreye üstünlüğü hızla eriyecek.
Merkezi, bir ülke sınırları içindeki büyük şehirler, başkent, ekonominin canlı olduğu bölgeler (Örneğin İstanbul); çevreyi ise  küçük ve merkeze uzak, ekonomik açıdan merkeze bağımlı, şartları sınırlı olan bölgeler olarak düşünebilirsiniz (Örneğin Diyarbakır). Aynı merkez-çevre sistemi dünya çapında da sözkonusu; ABD dünyanın merkezi ise Ortadoğu ya da Afrika’yı çevre konumunda düşünebilirsiniz. Önümüzdeki yıllarda en küçük yerel değerlerin bile global bir değer olarak kıymetlendiğini göreceğiz. Dolayısıyla “Yerel” (lokal)kavramı, sosyal mecralarda da önemli bir parametre haline gelecek. Lokal gelişim, büyük resimde gelişim anlamına gelecek.
Girişim, girişim, grişim!
Girişimcilik günümüzün kronik-ekonomik kriz dünyasında en etkili ilaç olarak görülüyor. Zaten Gen-Y’nin otoriteye duyduğu tahammülsüzlük, onu kendi işini kurmaya daha da yaklaştırıyor

Twitter Facebook Delicious Digg Stumbleupon Favorites More